<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sohbet Chat Sohbet Odaları</title>
	<atom:link href="http://www.sohbeteli.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sohbeteli.com</link>
	<description>Sohbet, chat, kızlarla sohbet chat, sohbet siteleri, sohbet odaları, chat siteleri aramalarında hizmet veren Türkiye&#039;nin en iyi sohbet chat sitesidir.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Mar 2012 05:44:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kanser aşısı geliyor</title>
		<link>http://www.sohbeteli.com/kanser-asisi-geliyor.html</link>
		<comments>http://www.sohbeteli.com/kanser-asisi-geliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 05:44:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser aşısı geliyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbeteli.com/?p=848</guid>
		<description><![CDATA[Georgia Üniversitesi&#8217;nden yapılan açıklamada kanser aşısının yaklaşık 3 yıl içinde hazır olabileceği belirtildi. Laboratuarda yapılan testlerde denenen kanser aşısı vücuttaki antikorları harekete geçirerek tümörleri yok etmesini sağladı. Aşı, vücuttaki bağışıklık sistemine tümörlerle nasıl başetmesi gerektiğini öğretiyor. Fareler üzerinde yapılan testlerde ise aşı uygulanan fareler meme kanserinin yarattığı tümörü yüzde 90 ölçüde yok etmeyi başardı. İNSANLAR [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Georgia Üniversitesi&#8217;nden yapılan açıklamada kanser aşısının yaklaşık 3 yıl içinde hazır olabileceği belirtildi. Laboratuarda yapılan testlerde denenen kanser aşısı vücuttaki antikorları harekete geçirerek tümörleri yok etmesini sağladı.</p>
<p>Aşı, vücuttaki bağışıklık sistemine tümörlerle nasıl başetmesi gerektiğini öğretiyor. Fareler üzerinde yapılan testlerde ise aşı uygulanan fareler meme kanserinin yarattığı tümörü yüzde 90 ölçüde yok etmeyi başardı.<br />
<a href="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Kanser-aşısı-geliyor.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-849" title="Kanser aşısı geliyor" src="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Kanser-aşısı-geliyor.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a></p>
<p><strong>İNSANLAR ÜZERİNDE ÇALIŞMA  BAŞLADI</strong></p>
<p>Georgia Üniversitesi&#8217;nden bir ekip şimdi geliştirilen aşıyı insan hücreleri üzerinde de denemeye hazırlanıyor. Ancak insanlar üzerindeki çalışmalar 2013 yılında başlayacak.</p>
<p>Araştırma ekibinin başında bulunan Profesör Geert-Jan Boons aşının bağışıklık sisteminin çok güçlü bir yanıt vermesini sağladığını ve bağışıklık sisteminin tümörü önleyen üç bileşenini aktif hale getirdiğini belirtti. Aşının ayrıca bağışıklık sistemine kanserle savaşmayı öğreten ilk aşı olduğu da belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbeteli.com/kanser-asisi-geliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüyada Abla Görmek</title>
		<link>http://www.sohbeteli.com/ruyada-abla-gormek.html</link>
		<comments>http://www.sohbeteli.com/ruyada-abla-gormek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 05:37:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rüya Yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Abla Görmek]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Abla Görmenin anlamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbeteli.com/?p=845</guid>
		<description><![CDATA[Rüyada Abla Görmek, Rüyada Abla Görmenin anlamı, Ruyasinda ablasini gormek, bekar ise yakinda iyi bir evlilik yapacagina ; evli ise, bir kiz cocugu doguracagina; bu ruyayi bir erkek gormus ise, beklemedigi bir yerden eline biraz para veya mal gececegine veyahut cok hayirli bir haber alacagina isarettir. Bir rivayete gore; ablasindan buyuk bir menfaat gorecegine, ablasi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rüyada Abla Görmek, Rüyada Abla Görmenin anlamı, <span style="font-size: small;">Ruyasinda ablasini gormek, bekar ise yakinda iyi bir evlilik yapacagina ; evli ise, bir kiz cocugu doguracagina; bu ruyayi bir erkek gormus ise, beklemedigi bir yerden eline biraz para veya mal gececegine veyahut cok hayirli bir haber alacagina isarettir. Bir rivayete gore; ablasindan buyuk bir menfaat gorecegine, ablasi yoksa onun yerine koydugu bir kimseden ayni sekilde bir menfaat bulacagina delalet eder. Bazi tabircilere gore ise ruyada abla gormek, sefkatle ve sevgiyle yorumlanir. Ruyada bir ablasi oldugunu gormek, aile icinde cok sevildigine isarettir. Ablasini yanaklarindan optugunu goren, mutlu bir gelecege sahip olur. Ablasi tarafindan opuldugunu gormek ise, kendisinin ev halkina bagliligini gosterir.</span><br />
<a href="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Rüyada-Abla-Görmek.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-846" title="Rüyada Abla Görmek" src="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Rüyada-Abla-Görmek.jpeg" alt="" width="218" height="231" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbeteli.com/ruyada-abla-gormek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüyada Abdest Almak Görmek</title>
		<link>http://www.sohbeteli.com/ruyada-abdest-almak-gormek.html</link>
		<comments>http://www.sohbeteli.com/ruyada-abdest-almak-gormek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 05:26:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rüya Yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Abdest Almak]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Abdest Almak Görmek]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Abdest Görmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbeteli.com/?p=841</guid>
		<description><![CDATA[Rüyada Abdest Almak Görmek, Rüyada Abdest Almak,Rüyada Abdest Görmek, Bir kimse ruyasinda abdest almaya uygun (caiz) olan bir su ile abdest aldigi halde, ikinci bir defa daha abdest aldigini gorse, o kimsenin gonlunun aydinlanacagina delalet eder. Cunku abdest almak nurdur. Ruyasinda temiz bir su ile abdest aldigini goren kimse, isteklerine kavusur, eger abdestini tamamlayamazsa bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rüyada Abdest Almak Görmek, Rüyada Abdest Almak,Rüyada Abdest Görmek, <span style="font-size: small;">Bir kimse ruyasinda abdest almaya uygun (caiz) olan bir su ile abdest aldigi halde, ikinci bir defa daha abdest aldigini gorse, o kimsenin gonlunun aydinlanacagina delalet eder. Cunku abdest almak nurdur. Ruyasinda temiz bir su ile abdest aldigini goren kimse, isteklerine kavusur, eger abdestini tamamlayamazsa bu ruya aksine yorumlanir. Ruyada sudan gayri seylerle abdest aldigini gorenin ruyasi onun borclanacagina delalet eder. Boy abdesti almak guzellige, Allahu Teala Hazretleri tarafindan korunacagina isarettir. Namaz kilarken ayni zamanda da abdest aldigini goren kimse, dusmanindan halas olur. Ruyada soguk ve karanlik bir yerde abdest aldigini veya gusul ettigini gormek, calinan esyasinin bulunacagina, abdest alip da namaza durdugunu gormek uzuntuden kurtulacagina delalet eder. Abdestsiz namaz kilmak, o kimsenin sermayesi olmadigi halde, mal ve para kazanacagina yorumlanir. Bir kimsenin namaz kilinmasi caiz olmayan bir yerde abdest siz oldugu halde, namaz kildigini gormesi, cok arzu ettigi bir seyi elde edemeyecegine delalet eder. Yatagindan kalkamayacak kadar hasta olup, yataginda abdest aldigini goren kimse erkek ise karisindan, kadin ise kocasindan, dulsa sevdiklerinden ayrilir. Cunup oldugu halde abdest aldigini goren, cok zor bir is yapmak zorunda kalir. Abdulgani Nablusi&#8217;ye gore; ruyasinda abdesti var iken tekrar abdest aldigini gormek, rahmet ustune rahmete, nimet uzerine nimete delalet eder. Abdest istekle yorumlanir. Namaz icin abdest aldigini goren dusmanindan korktugu seyde Allahu Teala Hazretlerinin korumasinda olur. Abdest alip namaza basladigini goren, keder ve uzuntuden kurtulup Cenabi Hakka hamd eder. Abdest siz namaz kildigini gormek, ruya sahibi ticaret yapiyorsa sermayesiz ticaret yaptigina, sanatci ise sanatina gereken aletlerin olmadigina; devlet adami ise emrindeki memurlarin tembelligine, namaz kilinmasi caiz olmayan bir yerde namaz kildigini gormek, istedigi ve bekledigi bir isi yapmayi basaramayacagina, yatagindan kalkamayarak yattigi yerde abdest aldigini gormek, esinden veya sevdiklerinden ayrilmaya; oturdugu odada abdest aldigini gormek o odada oturmasi kismet olmayacagina delalet eder. Carsida veya hamamda abdest aldigini gormek, Allahu Teala ve melaikelerin gazabina ugrayacagina ve gizledigi kusurlarinin aciga vurulacagina isarettir. Bir coplukte veya deniz kenarinda abdest aldigini gormek, aklinin hafifligine, akil noksanligina, bir arkadasinin kendi basi uzerinde abdest aldigini gormesi, o arkadasindan bir zarar gorecegine, kendisi bir yakininin basi uzerinde abdest aldigini gormesi, o adamdan bir fayda gorecegine delildir. Abdest aldiktan sonra, eliyle avuclayarak o abdest suyundan ictigini gormek, hayir ve hasenata, berekete, hastaliktan sifaya, korkudan kurtulmaya delalet eder. Saf bir su ile ve tamam olarak abdest aldigini goren, eger bir uzuntusu varsa, o uzuntuden kurtulur, borclu ise borcunu oder, hasta ise iyilesir, gunahkar ise tovbe edip gunahi affedilir. Eger bir seyden korkusu varsa, korkusu gecer. Abdest aldigini fakat tamamlayamadigini gormek, istedigi ve calistigi isin tamamlanamayacagina isarettir. Abdest almak caiz olmayacak bir seyle abdest aldigini goren, abdestini tamamlayamayan gibi tabir olunur. Bir rivayete gore sut veya bal ile abdest almak, din hususunda iyiye yorumlanir. Sicak su ile abdest aldigini gormek, istedigi bir isin guc olacagina isarettir. Bir baska rivayete gorede: Bir kimse ruyada abdest uzerine abdest aldigini gorse &#8220;Abdest uzerine abdest almak nurdur&#8221; hadisine binaen o kimsenin gonlunun aydinligina isaret eder. Ruyada abdest almak Allahu Teala tarafindan nail olunacak himayeye isaret eder. Bir kimse ruyada namaz icin abdest aldigini gorse, Allahu Teala hifz ve emaninda bulunmasina isaret eder. Bazi tabirciler, ruyada abdest almak, ruya sahibinin yerine verecegi emanete veya odeyecegi borcuna ya da yapacagi sahitlige isaret eder, dediler. Ruyada temiz su ile tam olarak abdest aldigini goren kimsenin maksadina kavusmasina, eger abdestini tamamlamamissa aksine isaret eder. Ruyada kendisiyle abdest alinmasi caiz olmayan diger sivilarla abdest aldigini goren kimsenin, borclanmasina isaret eder. Ruyada abdest almak istedigini fakat su bulamadigini goren kimseye, arzu ettigi seyin zor olmasina isaret eder. Bir kimse ruyada soguk bir mahzende abdest aldigini gorse, caldirdigi seyini bulur. Ruyada abdest alip namaza girdigini goren kimse, uzuntu ve kederden kurtulur. Ruyada evinde abdest aldigini goren kimsenin, bundan sonra o evde kalmayacagina isaret eder. Ruyada yataginda abdest aldigini goren kimsenin hanimindan veya dostundan ayrilmasina isaret eder. Ruyada sokak ve hamamlarda abdest aldigini goren kimsenin buyuk bir zarara ugramasina ve gizledigi seylerin meydana cikmasindan dolayi rezil olmasina isaret eder. Coplukte ve deniz kenarinda bir yerde abdest alsa, uzuntu, keder ve acilarin gitmesine isaret eder. Ruyada abdest aldigini ve abdestini tamamladigini goren kimse uzuntulu ise, Allahu Teala onu bu uzuntusunden kurtarir. Korkusu varsa, Allahu Teala onu korktugu seyden emin eder, hasta veya borclu ise, Allahu Teala ona sifa verir. Borcunu odemesine imkan nasip eder. Ruyada abdestini tamamlayamadigini goren kimsenin, arzu ettigi seyin tamamlanmamasina isaret eder. Ruyada sicak su ile abdest aldigini goren kimseye, uzuntu, keder ve hastalik isabet eder. </span><br />
<a href="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Rüyada-Abdest-Almak-Görmek.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-842" title="Rüyada Abdest Almak Görmek" src="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Rüyada-Abdest-Almak-Görmek.jpeg" alt="" width="187" height="270" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbeteli.com/ruyada-abdest-almak-gormek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tımarhane Fıkrası</title>
		<link>http://www.sohbeteli.com/timarhane-fikrasi.html</link>
		<comments>http://www.sohbeteli.com/timarhane-fikrasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 05:19:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkra Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Tımarhane Fıkrası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbeteli.com/?p=838</guid>
		<description><![CDATA[Tımarhane Fıkrası, Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve &#8220;seni en akıllı seçiyoruz&#8221; demişler. Doktorlardan biri: &#8220;Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin&#8221; demiş. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tımarhane Fıkrası, Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve &#8220;seni en akıllı seçiyoruz&#8221; demişler. Doktorlardan biri: &#8220;Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin&#8221; demiş. Deli: &#8220;Gelemez ki!&#8221; Doktor: &#8220;Neden gelemezmiş?&#8221; Deli: &#8220;Çünkü kuruması için onu astım!&#8221;<br />
<a href="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Tımarhane-Fıkrası.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-839" title="Tımarhane Fıkrası" src="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Tımarhane-Fıkrası.jpeg" alt="" width="200" height="200" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbeteli.com/timarhane-fikrasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tatil Bitti Fıkrası</title>
		<link>http://www.sohbeteli.com/tatil-bitti-fikrasi.html</link>
		<comments>http://www.sohbeteli.com/tatil-bitti-fikrasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 05:17:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkra Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil Bitti Fıkrası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbeteli.com/?p=835</guid>
		<description><![CDATA[Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider. &#8220;Ne yazık ki tatil sona erdi&#8230;&#8221; Yönetici şaşırır ve üzülür. &#8220;Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?&#8221; İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir: &#8220;Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış&#8230;<br />
<a href="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Tatil-Bitti-Fıkrası.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-836" title="Tatil Bitti Fıkrası" src="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Tatil-Bitti-Fıkrası.jpeg" alt="" width="225" height="224" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbeteli.com/tatil-bitti-fikrasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabah 9dan Önce Spor Yapmayın</title>
		<link>http://www.sohbeteli.com/sabah-9dan-once-spor-yapmayin.html</link>
		<comments>http://www.sohbeteli.com/sabah-9dan-once-spor-yapmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 19:21:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>By_AnGeL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9da]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbeteli.com/?p=830</guid>
		<description><![CDATA[Evde spor doğru yapılırsa faydalı SON yıllarda artan iş yükü nedeniyle spora vakit ayıramayanlar, bu ihtiyaçlarını evlerine aldıkları spor aletleriyle karşılamaya çalışıyor. Ancak sakatlanmamak için evde spor yaparken çok dikkatli olunması gerekiyor. Evde sporun doğru yapılması halinde faydalı olabileceğinin altını çizen Adana Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Antrenörlük Eğitimi Bölümü Spor Sağlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;"><a href="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/evdespor.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-831" title="evdespor" src="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/evdespor.jpg" alt="" width="493" height="335" /></a><br />
Evde spor doğru yapılırsa faydalı</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">SON yıllarda artan iş yükü nedeniyle spora vakit ayıramayanlar, bu ihtiyaçlarını evlerine aldıkları spor aletleriyle karşılamaya çalışıyor. Ancak sakatlanmamak için evde spor yaparken çok dikkatli olunması gerekiyor. </span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Evde sporun doğru yapılması halinde faydalı olabileceğinin altını çizen Adana Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Antrenörlük Eğitimi Bölümü Spor Sağlık Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Dilek Sevimli “Spora başlamadan önce muhakkak bir uzman kontrolünden geçilmesi gerekiyor” diyor. Sevimli, evde spor yapanlara şu uyarılarda bulunuyor:</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">* Evde spor yapacak olan kişi önce yürüyüşle başlamalı. Kısa bir yürüyüşün ardından mutlaka germe ve kas egzersizlerini boyundan başlayarak ayak bileğini çalıştıracak şekilde yapmalı. Tüm kas grupları ısındırılmalı.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">* Isınma bölümü 8-10 dakika olmalı. Daha sonra ilk 1 ay için 20 dakika yürüyüş ve koşu yaparak vücut spor ritmine alıştırılmalı.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">* Vücut spora alıştıktan sonra tempo artırılabilir. Zaten sporda ilk 20 dakikadan sonra yağ yakma işlemi başlar. Bunun için ilk etapta kilo vermeyi düşünmemek lazım. Bu nedenle ilk bir ayın ardından yine 8-10 dakika ısınma hareketleri yapıldıktan sonra tempo artırılabilir. Bu dönemde spor süresi ısınma evresi hariç 45 dakikayı geçmemeli. Bir gün spor yapılıyorsa bir gün ara verilmeli. Vücut dinlendirilmeli.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">* Spor, vücudun ritme uyum sağlayacağı zamanlarda yapılmalı. Sabah çok erken yapılmamalı, çünkü sabah saatlerinde vücudun ısınması daha güç oluyor. Vücudun egzersize uyum sağlaması geç olduğu için kişi 30 dakikada alacağı verimi 50 dakikada ancak alabiliyor. Sabah 9 veya 10 gibi saatler uygun ancak bu da iş nedeniyle uygun değilse akşam yemekten en az 2 saat sonra spor yapılmalı. Isınmadan spor yapmak kalbe zarar veriyor.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbeteli.com/sabah-9dan-once-spor-yapmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeker Hastalığı Belirtileri</title>
		<link>http://www.sohbeteli.com/seker-hastaligi-belirtileri.html</link>
		<comments>http://www.sohbeteli.com/seker-hastaligi-belirtileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 19:16:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>By_AnGeL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbeteli.com/?p=826</guid>
		<description><![CDATA[Şeker Hastalığı Belirtileri, Diyabet Belirtileri ve Şeker Hastalığı Teşhisi Şeker hastalığı, eskiden çok karmaşık bir olgu olarak kabul edilirdi. Vücut kimyasındaki tüm aksak­lıklar gibi, şeker hastalığında da vücudun yaşamsal gereksinimleri iyi bilinmeli, organların görevleri ve işlevleri çok iyi anlaşılmalıdır. İnsanı, mekanik bir nes­neyle kıyaslamak gerçi çok zordur ama, enerji gereksinimi için gerekli yakıtı bulamayan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-family: verdana;"><strong>Şeker Hastalığı Belirtileri, Diyabet Belirtileri ve Şeker Hastalığı Teşhisi</strong><br />
<a href="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/diyabet.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-827" title="diyabet" src="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/diyabet.jpg" alt="" width="357" height="400" /></a><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;">Şeker hastalığı, eskiden çok karmaşık bir olgu olarak kabul edilirdi. Vücut kimyasındaki tüm aksak­lıklar gibi, şeker hastalığında da vücudun yaşamsal gereksinimleri iyi bilinmeli, organların görevleri ve işlevleri çok iyi anlaşılmalıdır. İnsanı, mekanik bir nes­neyle kıyaslamak gerçi çok zordur ama, enerji gereksinimi için gerekli yakıtı bulamayan bir şeker has­tasını, benzinsiz çalışan bir arabanın motoruna benzetebiliriz.</span></span><br />
</span></span></span><span style="font-family: verdana;"><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Aradaki temel fark, şekerlinin, gereksinim duydu­ğu yakıtı, vücudunda olmasına karşın kullanamama­sı, ondan yararlanamamasıdır.</p>
<p>Şeker hastalığının gelişimi, çocuklarda şeker hastalığı, gençlerde insanlarda daha hızlı, erişkinlerde ve yaşlılar­da ise daha yavaştır. Çocuklarda, hastalık belirtileri yüzde 60 olayda, hastalığın başlangıcından sonraki ilk bir ay içinde, hatta bazen bir-iki hafta sonra orta­ya çıkar. Erişkinlerde ise, aylarca hastalığı taşımala­rına rağmen, ilk belirtiler ortaya çıkmaz. Çok daha başka bir nedenle doktora gittiklerinde yapılan &#8220;chech-up &#8221; sırasında şekere yakalandıklarını tesadüfen öğ­renebilirler.</p>
<p>Hastalığın ilk göstergelerinden biri, aşırı miktarda işeme gereksinimi ve bunun hemen yanı sıra gö­rülen susuzluktur. Bazı olaylarda, susuzluk o denli büyük boyutlara varır ki, hasta, bir gün içinde, nor­mal bir insanın içtiğinden 3-4 litre daha fazla su içer. Tuvalete gitme alışkanlığı edinmiş çocuklarda görü­len yatak ıslatmaları, eğer beraberinde aşırı su tüke­timi de varsa, kesinlikle şeker hastalığı belirtisidir. Hastaların iştahı açılır ama bununla birlikte kilo ve güç kaybı da görülür. Yaşlı insanlar, hastalığa yaka­landıklarında, sık sık halsizlikten, hiçbir neden yok­ken yorgunluktan Ve çok kolay becerebildikleri bazı işleri yapamadıklarından yakınırlar. Kaslarda, özellik­le kullanıldıkları zaman ağrılar ve sızılar baş gösterir, kimi durumlarda görme bozuklukları ortaya çıkar, deri kurur ve çöker, kilo kaybı meydana gelir.</p>
<p>Şeker hastasının duyduğu aşırı su gereksinimi­nin nedeni de kimyasaldır. Kullanılamayacak durum­daki şeker ve yağ asitleriyle dolan kan, bu &#8220;katı&#8221; maddelerle serum sıvısı arasındaki dengeyi sağlaya­bilmek için fazladan suya ihtiyaç duyar. Bol miktar­da su içilir. Bunun üzerine böbrekler, vücut içindeki su dengesini sağlayabilmek için bol miktarda sidik üretir. Sidikle birlikte atılan şeker, vücuttaki suyun bir kısmını da emerek, beraberinde götürdüğü için su­suzluk daha da artar. Kilo kaybının nedeni de açık­tır. Vücut, depolarını eritmektedir. Bazen kilo kaybı, ayda 6 kilo 350 grama kadar varır. Eğer hasta olan bir çocuksa, zavallı yavru anne ve babasının gözleri önünde hızla erir. Ağız yoluyla giren şeker hücrelere ulaşamadığından enerji üretimi durur ve beyin ile si­nir sistemi çok önemli bir besinden yoksun kaldığın­dan bir durgunluk ve algılama zayıflığı gözlemlenir.</p>
<p>Neyse ki, sidikte şeker olup olmadığını anlamak, son derece basittir. Bundan birkaç yıl önce, özel tahlil haplarının ve araçlarının geliştirilmediği yıllarda, dok­tor ya da hemşireler şeker olup olmadığını anlamak için sidiği kaynatır, içine bazı kimyasal maddeler ek­ledikten sonra renk değişikliği meydana gelip gelme­diğine bakarlardı. Bugün ise, sidikte şeker olup olmadığını anlamak için yalnızca 30 saniye yeterli. Özel şeritler, sidik içine batırıldıktan sonra meyda­na gelen renk değişimi, sidikteki şeker oranını kesin­likle saptar ve doktor, hastası için gerekli kan tahlillerini ve tedavi yöntemlerini belirler.</p>
<p>Şeker hastalığını belirlemek için tek yöntem, si­dik incelemesi değildir. Yukarıda da belirtildiği gibi, bazı böbrek yetmezliklerinde ve özel durumlarda, si­dikte şeker bulunabilir. Şeker hastalığı olup olmadı­ğını doğrulamak için, hastanın kanının incelenmesine gereksinim vardır. Hastadan istenilen bir anda, se­kiz saatlik bir açlık döneminden sonra, yemekten iki saat sonra ve şeker yüklemesinden sonra kan alına­rak incelenir. Herhangi bir alanda alınan kandaki kan şekeri, hasta bjr insanda, normalden çok daha yük­sek olacaktır. (Örneğin yüz mililitrede 120-130 milig­ram). Açlık kan şekeri de, hastanın dolaşım siste­minde kan şekeri düzeyini normale indirgeyecek in-sülin bulunmayacağından, kuşkusuz normal birine oranla daha fazla olacaktır.</p>
<p>Şeker ya da glikoz yüklemesi, tanının doğrulan­ması için uygulanan en önemli yöntemlerden biridir. Bu inceleme, genellikle hastanelerde yapılır. Hasta, üç saat kadar süren inceleme süresince rahatça ya­tırılır. İncelemeden önceki sekiz saat içinde, hasta­nın hiçbir şey yememesi gereklidir. Deneyin başlan­gıcında, hastaya, vücut ağırlığının &#8220;Her kilosuna bir gram&#8221; hesabıyla saf glikoz su ile karıştırılarak içiri-lir. Glikoz yüklemesi yapılmadan hemen önce, hastadan kan ve sidik alınarak incelenir. Yüklemeden bir ve iki saat sonra da aynı işlem yinelenir. Şeker has­tasında, kan şekeri normale dönmez ve sidik şeker­le yüklenir. Sağlıklı bir kişide ise açlık düzeyi iki saat sonra normale döner ve sidikte şeker görülmez.</p>
<p>Ne var ki, kan şekeri sonuçları &#8220;ağırdan alan&#8221; bir eğri gösteren insanlarda ki böylelerinin sayısı bir hayli fazladır, bu noktada bir sorun ortaya çıkar. Bu kişiler, ne tam anlamıyla şeker hastası, ne de tam an­lamıyla normaldir. &#8220;Prediyabetik&#8221; yani şeker hasta­lığına eğilimli dediğimiz bu tür insanların şeker te­davisine gereksinimleri yoktur. Ancak yine de bes­lenmelerinde aşırı şekerden kaçınmaları, kilo alma­maya özen göstermeleri, her beş yılda bir kan ve sidik şekerlerini ölçtürmeleri gereklidir.Yukarıda anlatılan glikoz yüklemesi, tatlı besin­leri ağız yoluyla alamayan kişilere, glikozun gereken oranda damardan enjekte edilmesiyle de yapılabilir.</span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbeteli.com/seker-hastaligi-belirtileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elinizdeki Ağrıyı Hafife Almayın</title>
		<link>http://www.sohbeteli.com/elinizdeki-agriyi-hafife-almayin.html</link>
		<comments>http://www.sohbeteli.com/elinizdeki-agriyi-hafife-almayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 19:09:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>By_AnGeL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[sızı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbeteli.com/?p=822</guid>
		<description><![CDATA[Üç aydan uzun süren bel ağrısında iltihaplı romatizmanın düşünülmesi gerektiğini belirten uzmanlar, el eklemlerindeki ağrı ve şişliğin hafife alınmaması gerektiği uyarısında bunuyor. 5. Türk-Yunan Romatoloji Günleri ve 12. Ulusal Romatoloji Kongresi, Antalya&#8217;da yapılıyor. Romatoloji Araştırmaları ve Eğitim Derneği (RAED) Başkanı Prof. Dr. Hasan Yazıcı, romatoloji hastalıklarına doğru tanı ve tedavinin konulması, uygun ilaç tedavisinin belirlenebilmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;"><a href="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/ağrı.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-823" title="ağrı" src="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/ağrı.jpg" alt="" width="404" height="268" /></a><br />
Üç aydan uzun süren bel ağrısında iltihaplı romatizmanın düşünülmesi gerektiğini belirten uzmanlar, el eklemlerindeki ağrı ve şişliğin hafife alınmaması gerektiği uyarısında bunuyor.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">5. Türk-Yunan Romatoloji Günleri ve 12. Ulusal Romatoloji Kongresi, Antalya&#8217;da yapılıyor.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Romatoloji Araştırmaları ve Eğitim Derneği (RAED) Başkanı Prof. Dr. Hasan Yazıcı, romatoloji hastalıklarına doğru tanı ve tedavinin konulması, uygun ilaç tedavisinin belirlenebilmesi için iç hastalıkları uzmanlığının gerekli olduğunu vurguladı. Romatolojinin, iç hastalıklarının bir yan dalı olduğunu belirten Yazıcı, romatolojik hastalıklara fizik tedavi uzmanlarının da baktığını anlattı. Yazıcı, &#8221;Fizik tedavi uzmanları, ramatoloji uzmanlarının denetiminde bakmalıdır&#8221; dedi.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Romatolojik hastalıkların tedavisinde, her geçen gün daha fazla kullanılan biyolojik ilaçları etkili ve güvenli kullanabilmek için çok iyi bir iç hastalıkları uzmanının bilgi ve becerisinin gerektiğine dikkati çeken Yazıcı, &#8221;Bu nedenle ilgili uzmanlık ve yan dal yönetmelikleri hazırlanırken ülke sağlığı için yaşamsal olan bu nokta, halen baskın olan kariyerist etkiler sonucu göz ardı edilmemelidir&#8221; dedi.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Geçmiş yıllara göre romatoloji uzman sayısının giderek arttığını ve Türkiye genelinde romatoloji uzmanı sayısının 200 kadar olduğunu belirten Yazıcı, ancak bunun yeterli olmadığını ifade etti.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">RAED Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Hamuryudan ise romatoid artrit ve ankilozan spondilit hastalığın tedavisinde yeni biyolojik ilaçlar ile oto antikorların kullanılmaya başlandığını söyledi. Bunların, hastaların yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Hamuryudan, yapılan çalışmalarda yüz güldürücü sonuçlar elde ettiklerini belirtti.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">SABAHLARI GÖRÜLEN BEL AĞRISINA DİKKAT</span></span></span></strong><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melike Melikoğlu, üç aydan uzun süren bel ağrısında iltihaplı romatizma düşünülmesi gerektiğini belirterek, bel ağrısının toplumda çok yaygın olduğunu söyledi.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Bel ağrısının çoğunlukla iltihaplı bir romatizmaya bağlı olmadığını vurgulayan Melikoğlu, tedavi edilmediğinde zamanla düzeldiğini ve sıklıkla tekrarladığını ifade etti. Melikoğlu, bel ağrısının sık olmayan ama tedavi edilmediğinde ciddi ve kalıcı sorunlara yol açabilecek nedeni sero negative spondilartropatiler olarak adlandırılan bir grup iltihaplı romatizma olduğunu anlattı. Hastalığın genellikle 20&#8242;li yaşlarda başladığını ve yıllar içinde ilerleyerek tedavisiz kalan olgularda hareket kısıtlılığına yol açabildiğini ifade eden Melikoğlu, şunları kaydetti:</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">&#8221;Bu nedenle hastalara mümkün olduğunca erken tanı koymak ve uygun şekilde tedavi etmek önemlidir. Ülkemizde oldukça sık olan ve genç insanları etkileyen bu durumun gerektiği gibi tedavi edilmesi topluma getireceği yük açısından da önemlidir. Bel ağrısının bazı özellikleri ankilozan spondiliti, iltihaplı olmayan bel ağrılarından ayırmakta yardımcıdır. Sabah yataktan kalkıldığında belirgin olan ve hareket ettikçe azalan bel ağrısı ve tutukluğu ve gece uykudan uyandıran bel ağrısı ankilozan spondilite işaret edebilir. Ağrının 3 aydan uzun süredir devam ediyor olması iltihabi romatizmal hastalıklara işaret eder. Ailede ankilozan spondilit hastalarının olması da hastanın ankilozan spondilit olma olasılığını arttırır. Topuk ağrısının eşlik etmesi de ankilozan spondilitin önemli özelliklerinden biridir.&#8221;</span></span></span><br />
<strong><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">EL EKLEMLERİNDEKİ AĞRI VE ŞİŞLİĞİ HAFİFE ALMAYIN!</span></span></span></strong><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülen Hatemi de romatizmal hastalıklar içinde en sık görülenlerden birinin romatoid artrit olduğunu belirterek, &#8221;Kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha sık görülen bu durum genellikle 20 ila 40 yaşları arasında ortaya çıkar&#8221; dedi.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Eklemlerde şişlik, ağrı ve hareket kısıtlılığı ile kendisini gösteren hastalığın genellikle eklemleri simetrik olarak etkilediğine dikkati çeken Hatemi, en sık etkilenen eklemlerin elin küçük eklemleri, el bilekleri, ayağın küçük eklemleri, ayak bilekleri, dirsekler, dizler ve omuzlar olduğunu belirtti. Hatemi, hastaların eklemlerinde sabahları daha belirgin olan tutukluktan yakındıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">&#8221;Ankilozan spondilit tedavisinde olduğu gibi romatoid artrit tedavisinde de son yıllarda önemli ilerlemeler olmuştur. Eski yıllarda tanı konulmuş, veya yeterince tedavi edilmemiş hastalarda görülebilen şekil bozuklukları ve hareket kısıtlılığı, günümüzde tanı konulan ve gerekli tedaviyi alan hastalarda görülmemektedir. Romatoid artrite bağlı kalıcı eklem hasarı ve şekil bozuklukları en fazla hastalığın ilk yıllarında ortaya çıkar. Bu nedenle romatoid artrit hastalarına erken tanı konulması büyük önem taşır.&#8221; </span></span></span><br />
<strong><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">KEMİK ERİMESİ KIRIĞA NEDEN OLABİLİR</span></span></span></strong><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">RAED Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Hamuryudan ise kemik erimesi hastalığı olan osteoporoz hakkında bilgi verdi. Osteoporozun, kemiklerdeki kalsiyumun azalmasına bağlı, kemik yoğunluğunun ve dayanıklılığının azaldığı bir hastalık olduğunu belirten Hamuryudan, hastalığın tüm iskeletin zayıflamasına ve özellikle omurga, kalça ve el bileğinde kırıklara yol açtığını dile getirerek, şöyle devam etti:</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">&#8221;Kırık olana kadar genellikle ağrıya yol açmayan, sinsice ilerleyen bir hastalıktır. Yıllar içinde gelişen omurga kırıkları hastanın boyunda kısalmaya yol açar; bel, sırt veya kalçada ağrı duyulması, omurlarda ezilme ve çökmeye bağlı vücudun öne eğilmesi, omurga, kalça ya da el bileğinde aniden kırık gelişmesi osteoporozun belirtileridir. Osteoporozu olan hastalarda, kalça ve diz bölgelerindeki kasların güçsüz olması, denge ve yürüme bozukluğuna yol açan hastalıklar, görme sorunları, uygun olmayan ev ortamı düşme riskini ve buna bağlı oluşabilecek kırık riskini artırır. Hastalık, özellikle menopoz sonrası dönemde her 3 kadından birinde görülmektedir. Kadınlarda östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte kemiklerdeki kalsiyum miktarı düşmeye başlar. Dolayısıyla, menopozla birlikte ortaya çıkan hormonal değişim, kadınlarda sık görülmesinin ana nedenidir.&#8221;</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Tanı konulabilmesi için romatoloji uzmanı tarafından kişinin kas-iskelet sisteminin tam olarak muayene edilmesi ve altta yatan bir başka hastalığının olup olmadığının araştırılması gerektiğini ifade eden Hamuryudan, &#8221;Kemik dansitometrisi ile kemik yoğunluk ölçümleri yapılmaktadır. Kemik kütlesinin artırılabilmesi için özellikle 30 yaşına gelinceye kadar yeterli ve dengeli beslenilmesi, kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi gerekmektedir. Kalsiyum ve D vitamininden zengin diyet uygulanması ve güneşten yararlanılması gerekir. Kemik kaybını yavaşlatabilmek ve kas gücünü artırmak için düzenli egzersiz yapılmalı ve bu alışkanlık haline getirilmelidir&#8221; diye konuştu.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbeteli.com/elinizdeki-agriyi-hafife-almayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlığın Sonunu Getirecek Virüs</title>
		<link>http://www.sohbeteli.com/insanligin-sonunu-getirecek-virus.html</link>
		<comments>http://www.sohbeteli.com/insanligin-sonunu-getirecek-virus.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 19:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>By_AnGeL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbeteli.com/?p=818</guid>
		<description><![CDATA[Kuş gribi virüsünün genetiğiyle oynayarak 100 milyonlarca insanı öldürebilecek bir virüs geliştirildi. Bu buluş büyük tartışma da başlattı. Bilim insanlarının geliştirdiği yeni bir virüs büyük tartışmaya yol açtı. Kuş gribinden çok daha ölümcül ve bulaşıcı olan, kısa sürede yüzmilyonlarca insanın ölümüne yol açabilecek virüsün, biyolojik silah olarak kullanılmasından endişe ediliyor. Tartışmalı Buluş Bilim ve teknolojideki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Kuş gribi virüsünün genetiğiyle oynayarak 100 milyonlarca insanı öldürebilecek bir virüs geliştirildi. Bu buluş büyük tartışma da başlattı.</span></span></span><br />
<a href="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Virüs.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-819" title="Virüs" src="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/Virüs.jpg" alt="" width="640" height="355" /></a><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Bilim insanlarının geliştirdiği yeni bir virüs büyük tartışmaya yol açtı. Kuş gribinden çok daha ölümcül ve bulaşıcı olan, kısa sürede yüzmilyonlarca insanın ölümüne yol açabilecek virüsün, biyolojik silah olarak kullanılmasından endişe ediliyor.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Tartışmalı Buluş</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Bilim ve teknolojideki gelişmeler bir yandan hayatı kolaylaştırırken; bir yandan da korkutuyor. Öyle ki, genetiğiyle oynanan bulaşıcı bir vürüs, 100 milyonlarca insanın ölümüne yol açabilecek biyolojik bir silaha dönüşebiliyor.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Bilim insanlarının, son derece bulaşıcı ve ölümcül bir grip virüsü türevi geliştirmesi tartışma yarattı.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Hollandalı uzmanlar, 2009 yılında dünyada yaklaşık 9 bin insanın ölümüne sebep olan kuş gribi virüsünün &#8220;çok daha bulaşıcı ve öldürücü&#8221; bir türünü geliştirdi.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Erasmus Tıp Merkezi&#8217;nde, kuş gribine yol açan H5N1&#8242;in genetiği üzerinde oynayan bilim insanları, sadece beş mutasyonun, virüsü, dünya nüfusunu silip süpürecek kadar bulaşıcı hale getirebileceğini keşfetti.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">İnsanlara benzer solunum yollarına sahip dağ gelincikleri üzerinde test edilen yeni virüs, kısa sürede milyonlarca kişiye bulaşabiliyor.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Biyolojik Savaşa Neden Olabilir?</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Araştırma, bilim dünyasında büyük tartışma yarattı. Genetiği değiştirilmiş virüsün &#8220;yanlış ellere geçmesi&#8221; halinde biyolojik savaşa yol açması endişeleri dile getiriliyor.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">&#8220;Şarbondan Beter&#8221;</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">İngiliz Daily Mail gazetesi, virüsün &#8220;şarbondan beter&#8221; olduğunu ve tüm uygarlığı tehdit edebilecek potansiyele sahip olduğunu yazdı.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Yapılabilecek en tehlikeli virüsü keşfettiklerini açıklayan bilim insanları, buna rağmen yöntemlerini yayımlamakta kararlı.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Konu bilimsel yayın özgürülüğünü de tartışmaya açtı.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;"><span style="color: darkred;">Hollanda Ulusal Biyogüvenlik Danışma Kurulu, makaleyi yasal olarak engelleyemese de basından yayınlamamasını rica etmeyi değerlendiriyor.</span></span></span></p>
<p><strong>NOT:Bilim adamları insanlığa hizmet için çalışır ve yarışırken, içinde bulunduğumuz yüzyılda ise insanları toplu toplu oldürecek ve insanlığın yok olmasına neden olabilecek virüsler üretme peşine düşmüşlerdir. bilim adasmına Yazık, adına ve ünvanına yaklışmıyor.!</strong></p>
<p><strong>hani katliamlar suç sayılır iken, uluslar arası bir sürü anlaşmalar varken, yine insanları, toplumları veya düşman olunan milletlere virüs bulaştırmak suretiile katliam yapmak veya yapılmasına sebep olmak bilim adamlığına yakışmaz diye düşünüyorum.</strong></p>
<p><strong>Çünki bir icat veya buluşun yararından çok zararı var ise o insanlık düşmanıdır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbeteli.com/insanligin-sonunu-getirecek-virus.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilim Hayvanı Uçurdu Sıra İnsanda</title>
		<link>http://www.sohbeteli.com/bilim-hayvani-ucurdu-sira-insanda.html</link>
		<comments>http://www.sohbeteli.com/bilim-hayvani-ucurdu-sira-insanda.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2012 18:37:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>By_AnGeL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbeteli.com/?p=813</guid>
		<description><![CDATA[Çin’in Zian Politeknik Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde ses titreşimleri kullanılarak uğurböceği, balık, örümcek türü hayvanlar uçuruldu. İnsanoğlu da uçabilecek mi? Bilim adamları hayvanları uçurdu sırada insan var! Çin’deki Zian Politeknik Üniversitesi’nin uzmanları laboratuvarda kulağın duymayacağı ses dalgalarını yayan ve yansıtan bir sistem geliştirdi Böylece iki platform arasında bir “ses alanı” oluştu. Uzmanlar daha sonra bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-family: Palatino Linotype;"><span style="font-size: small;">Çin’in Zian Politeknik Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde ses titreşimleri kullanılarak uğurböceği, balık, örümcek türü hayvanlar uçuruldu. İnsanoğlu da uçabilecek mi?<br />
<a href="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/uçan-inek.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-814" title="uçan inek" src="http://www.sohbeteli.com/wp-content/uploads/2012/03/uçan-inek.jpg" alt="" width="419" height="640" /></a><br />
Bilim adamları hayvanları uçurdu sırada insan var! Çin’deki Zian Politeknik Üniversitesi’nin uzmanları laboratuvarda kulağın duymayacağı ses dalgalarını yayan ve yansıtan bir sistem geliştirdi Böylece iki platform arasında bir “ses alanı” oluştu.</p>
<p>Uzmanlar daha sonra bu alana uğurböceği, balık, örümcek gibi küçük canlıları yerleştirdi. 20 milimetrelik dalga boyundaki ses titreşimleri nedeniyle oluşan ses basıncı bu hayvanları havaya kaldırmayı başardı. Hayvanlar 30 dakika boyunca havada kaldı.</p>
<p>Balık ise havada kalması için bu süre boyunca 1 milimetrelik şırıngalarla su verilerek canlı tutuldu. Çinli uzmanlar, insan kulağının duymadığı ses dalgalarının kaldırma kuvvetini ilk kez kanıtladıklarını belirterek, “Daha güçlü titreşimler kullanarak insanları uçurmayı hedefliyoruz” açıklamasını yaptı. </span></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbeteli.com/bilim-hayvani-ucurdu-sira-insanda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

